<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>CcPortal.Net - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.nurevi.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>admin@nurevi.com</webMaster><copyright>© 2009 Her Hakki Nurevi.com sitesine aittir. Nurevi.COM bir islami sitedir. Sitemizde yer alan içeriklerden yazarlari sorumludur</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Kemal Kılıçdaroğlu, Harvard'da hutbe dinler mi?</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-9-kemal_kilicdaroglu_harvard_da_hutbe_dinler_mi.html</link><description>Küresel dünyanın nabzının attığı Manhattan'da, ülkemiz için gönüllü lobi üssü gibi çalışan Türk Kültür Merkezi'nin davetlisi olarak birkaç gündür Amerika'dayım. BM'de ülkelerini temsil eden diplomatların, bu ülkede yaşayan Türk ve Amerikalı akademisyen ve gazetecilerin bulunduğu gruplara, ülkemizde yaşananları ve özellikle Türk dış politikasının dinamiklerini anlatmaya çalışıyoruz. Önce, New York'taki kültür merkezinde bir toplantıya katıldık. Kuliste Avrupalı bir diplomatın, İran girişimine dair dile getirdiği istifhamlar, Batı'nın Türkiye tarafından ortaya konulan bu kadar iyi niyetli bir çabaya bile nasıl olumsuz yaklaşabildiğini gösterdiği kadar, aradaki iletişim uçurumuna da işaret ediyordu. Çünkü Erdoğan ve Davutoğlu'nun, sürecin baştan sona Avrupa ve ABD ile temas halinde götürüldüğü sözlerine rağmen, sorular ve Batı basınında yazılanlar, Türkiye'nin adeta kendi başına gelin güvey olduğunu ima ediyordu. Ardından Boston'a geçip, Harvard ve MIT gibi dünyanın en önemli üniversitele...</description><author>NURS</author><category>Okunma: 72</category><pubDate>&nbsp;27&nbsp;05&nbsp;2010&nbsp;19:32:04&nbsp;</pubDate></item><item><title>Camilerde tesbihler neden kaldırıldı?</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-8-camilerde_tesbihler_neden_kaldirildi.html</link><description>Soru : Camilerimizde bolca bulunan tesbihlerisonzamanlarda göremez olduk. Artık cebinde tesbihi olanlar çıkarıpkullanıyor, olmayanlar da parmak eklemleriyle tesbih sayılarını tespiteçalışıyorlar. 							 Bu yüzden de söylentiler duyuluyor. 'Tesbihaslında yoktu da, bid'at olduğu için kaldırıldı, ya da hijyenikgerekçelerle yasaklandı' diyorlar. Gerçekten de tesbih aslında yoktu daonun için mi kaldırıldı? Yahut da söylendiği gibi hijyenik gerekçelerlemi yasaklandı? Bilgi verirseniz bizleri suizandan kurtarmışolacaksınız.. Cevap: Bugünkü geliştirilmiş şekliyle tesbih gerçekten deEfendimiz (sas) zamanında mevcut değildi. Bu itibarla, Peygamberimizbugünkü gibi iplere dizili şekilde geliştirilmiş tesbihlerdenkullanmamıştır. Bunu sahih hadis kitaplarında geçen kayıtlardananlamaktayız. - O hâlde tesbih neden, nasıl doğmuştur? Camilerimizdevazgeçilmezimiz haline nasıl getirilmiştir? Konuyu incelerken görüyoruzki: vveeAcirc;yet-i kerîmelerde, sabah ve akşam Rabb'imizi tesbih etmemizemredilmektedi...</description><author>UmutSancisi</author><category>Okunma: 87</category><pubDate>&nbsp;28&nbsp;04&nbsp;2010&nbsp;12:57:19&nbsp;</pubDate></item><item><title>Beni de bagajınıza almayı unutmayın</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-7-beni_de_bagajiniza_almayi_unutmayin.html</link><description>Beni de bagajınızaalmayı unutmayın Melbourne'de Fethullah Gülen'in Diyalog Vizyonu ve Müslüman-Hıristiyan İlişkileri konferansında bir konuşma yaparak meselenin dünü ve bugünü hakkında şâhit olduğum şeyleri anlatacaktım. Avustralya, 1990'dan bu tarafa 19 sene içinde çok değişmişti. Artık bu ülkenin yerlileri olan Aborijinlerden özür dilenmişti. Onun için konferansın açılışında, bir Aborijin hanımefendi herkese Hoş geldiniz! dedi. Açılış konuşmasını Avustralya Katolik Üniversite'nin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gabrielle McMullen yaptı. Eski Eyalet Valisi Sir James Gabbo, bir takdim konuşması yaptı. Eyalet Başbakanlık Çokkültürlülük Komisyon Başkanı George Lekakis konuşma yaptı. Avustralya Kültürlerarası Diyalog Merkezleri Genel Danışmanı Orhan Çiçek, bir teşekkür konuşması yaptı. Prof. Dr. Thomas Michell başkanlığında ilk oturum başladı... Şafakların art arda atması gibi, şâhit olduğum yeni doğumları, gelişmeleri ilk konuşmacı olarak anlatmaya gayret ettim. Bir akademisyen olmamakla ber...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 240</category><pubDate>&nbsp;20&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;00:01:53&nbsp;</pubDate></item><item><title>Zekatını Vermeyenlere İbrettir</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-6-zekatini_vermeyenlere_ibrettir.html</link><description> 										 							Zekâtını vermeyenlere ibrettir Sâlebe'nin servet hırsı! 										 Medine halkından Sâlebe, cami kuşu denecek derecede sofu bir insandı. Tüm namazlarını camide kılar, tek başına kılmaya pek razı olmazdı. Ne var ki bir ara kafayı zengin olmaya taktı. Mutlaka zengin olacaktı. Hayırlısı zengin olması mıydı değil miydi, hiç düşünmüyor, ille de köşeyi dönmeyi istiyordu. Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas)'e müracaat ederek zengin olması için dua etmesini istemiş, hatta sonuncusunda da yemin ederek demişti ki: Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki; zengin olursam yoksullara fazlasıyla yardımda bulunacağım!.. Bu söz ve ısrar sebebiyle Efendimiz de istediği duayı yapmış, - Sâlebe'ye istediği malı ver ya Rab! diye niyazda bulunmuştu. Bundan sonra koyun alan Sâlebe'nin sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki; cami kuşu Sâlebe, artık vakit namazlarını bırak cumalara dahi camiye gelemiyor, çölde sürüsünün arkasında sürünüp gidiyordu. Efendimiz, zaman zaman...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 211</category><pubDate>&nbsp;20&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;00:01:14&nbsp;</pubDate></item><item><title>Bayram (Hekimoğlu İsmail)</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-5-bayram_hekimoglu_ismail.html</link><description>Bundan yıllar önce Doğu Anadolu'da dolaşırken Bayram isimli bir adamcağızla karşılaştım. 					 - Demek sen doğunca annen, baban bayram etmiş ki, senin ismini Bayram koymuşlar... Güleceğini zannettim, önüne baktı, bir zaman sustu, mırıldanırcasına: - O devirler çok gerilerde kaldı, belki miladdan evveldi... Dinlediğimi görünce, devam etti: - Köyü yerle bir ettiler... Davar gitti, tavuk gitti, tarla gitti. Kerpiçten, taştan da olsa, başımızı sokacak bir evimiz vardı. Tezek de yaksak, sıcacık bir yuvamız vardı. Tarladan ekmek, koyundan peynir, dereden su gelir, kimseye minnet etmeden yaşardık. Şimdi yersiz, yurtsuz kaldık. Gün oluyor, bir ekmeğe, tek yumurtaya muhtacız. İş yok, para yok, gerisini var düşün. O kadar çaresiz, o kadar kimsesizim ki, bazan kendi kendime soruyorum: Nerde benim milletim, devletim? Bayram gele, bayram gele dedik, işte bizim Bayram böyle geldi. Ben de hüzünlendim, ağzımı bıçak açmadı. Dert adamı söyletirmiş, o anlattı: - Bir avuç PKK'lıydı gardaş, on sene evvel b...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 320</category><pubDate>&nbsp;20&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;00:00:34&nbsp;</pubDate></item><item><title>En Makbül Dua Hüzün ve Izdıraptır</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-4-en_makbul_dua_huzun_ve_izdiraptir.html</link><description>Hüzün ve ızdırap en makbul duadır Günümüzde âlem-i İslâm'ın yürek parçalayan durumu karşısında çaresizlikten dolayı hüzün duyma, Allah'a inanmışlığın, Kur'ân'a bağlı olmanın, Efendimiz'e Muhammedün Resvveeucirc;lullah demenin gereğidir. Her mü'minde böylesi bir hüzn-ü daim olmalıdır. Zaman, gülüp oynayacak zaman değildir. Düşünün ki, bir kimse, anne ve babasını aynı günde kaybetmiş, evinde taziye ziyaretlerini kabul ediyor. Ama o, böyle bir ortamda şen şakrak, def vuruyor, gülüp oynuyor. Bu durum o insanın akılsızlığına delâlet etmez mi? Hâlbuki hâlihazırda Müslümanlığın maruz kaldığı gadirler, yıkımlar; annenin, babanın, eşin, çocukların hepsinin birden ölmesinden çok daha büyük bir felakettir. O zaman denilebilir ki hiç olmazsa günün belli vakitlerinde bu zulüm ve gadirleri mülâhazaya alıp tefekkürde bulunma, kurtuluş yolları için mahzun bir edayla Rabb'imize yalvarıp yakarma Allah'a daha has mânâda inanmışız. demenin ve ihlâslılar yolunda bulunmanın gereğidir. Dolayısıyla böyle bir ...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 312</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;23:52:18&nbsp;</pubDate></item><item><title>Gelin Günahlara Karşı Tavır Alalım</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-3-gelin_gunahlara_karsi_tavir_alalim.html</link><description>Hepimizi bekleyen ciddi bir akıbet var. Esved İbn Yezid en-Nehaî'nin mülâhazasıyla diyecek olursak:İş bildiğiniz gibi değil; çok ama çok ciddi. Hiçbirimizin kabir azabından kurtulma, hesaba, mizana takılmama, sıratı uçarak geçme, mahşeri güvenle aşma adına bir garantisi yok. O zaman ciddi meseleler karşısında ciddi olmamız gerekmez mi? Öyleyse gelin Allah aşkına, günah ve mâsiyete karşı ciddi bir tavır, ciddi bir duruş sergileyelim ve dilimizde bir vird-i zeban hâlinde sürekli Allah'ım, bize günah işlettirme! Ezkaza hataya düşersek hemen tövbeye hidayet eyle. Sürekli tövbe, inâbe, evbe kurnalarına koşarak arınma yollarına bizi hidayet buyur. diye dua dua yalvaralım; yalvaralım da tek dakika olsun kirli kalmamaya çalışalım. Gözümüz bakmanın, kulağımız duymanın, ağzımız konuşmanın kirleriyle kirli kalmasın. Hemen tövbe ve istiğfar kurnasıyla arınalım. Her zaman Allah'ın huzuruna çıkacak gibi tertemiz duralım. Nasıl bir büyüğün yanına çıkma öncesinde aynanın karşısına geçip gömleğimizi, k...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 88</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;23:51:23&nbsp;</pubDate></item><item><title>Hüzün (Kürsü Şiir)</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-2-huzun_kursu_siir.html</link><description>Hayatın sonbaharı, güneş ufukta mosmor, Dünya âdeta bir hayâlet gibi sopsoğuk.. Hüzünle tülleniyor akşam olunca ufuk; Altın saçlı sabahlar artık gülümsemiyor.. Günler-geceler hep ukbâ türküsü söylüyor. Tıpkı hazan serinliğinde yaprak sesleri, Buğulu bir edâ var varlığın çehresinde, Gönlüm her an değişen renklerin pençesinde, Daha açık duyuyorum uhrevî hisleri; Yaşlandıkça gönlümde yıkılan hevesleri... Ömrün baharında duyduğum her neş'e sönmüş, Dolaşıyorum ötelere açık koylarda; Bir boşluk yaşıyorum düğünlerde-toylarda.. Sanki bütün eşya uhrevîliğe bürünmüş.. Ve gençlikle kızaran günler hasrete dönmüş. Geçmişe bakıp yarınları heceliyorum, Hissiyâtım lime lime, duygularım yırtık; Gönlümden kopup gelen bir hüzünlü hıçkırık, Her gün bir ayrı hafakanla geceliyorum.. 'Çölden çöle geziyor', 'Yâr' deyip inliyorum! Vuslat eli perdeyi aralayıncaya dek, Sakın ayrılma ey tasa, sen bana lâzımsın! Gökkuşağı gibi hep ufkumda kalmalısın! Tâkatime eş, rahmetin enginliğine denk.. Sen, ey çile yolunda çi...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 78</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;23:50:10&nbsp;</pubDate></item><item><title>Kalpteki Sevgiyi ifade etme yolları</title><link>http://www.nurevi.com/koseyazi-goster-1-kalpteki_sevgiyi_ifade_etme_yollari.html</link><description>Resvveeucirc;l-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde, meâlen, sizden biri kardeşini seviyorsa, ona sevdiğini söylesin buyuruyor. Bir mü’minin, muhabbet duyduğu bir arkadaşına sevgisini bildirmesinin yolları ve esasları nelerdir? Hadis kaynaklarına bakıldığında bu hadis-i şerifin, arka planını çok bilemediğimiz bir hâdise münasebetiyle şerefsüdvveeucirc;r olduğu görülür. Şöyle ki, Fahr-i Kainat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir şahısla beraberken yanlarından başka bir zat geçer. Allah Resvveeucirc;lü'nün yanında bulunan sahabî, Habib-i Ekrem Efendimiz'e, Ey Allah'ın Resvveeucirc;lü ben şu genci seviyorum der. Bunun üzerine Aleyhisselâtü Vesselâm Efendimiz, Peki bunu kendisine haber verdin mi? diye sorar. Hayır cevabını alınca, o sahabîye, arkadaşına gidip ona olan sevgisini bildirmesini tavsiye buyurur. (Ebvveeucirc; Dâvud, Edep 122) Yukarıda ifade ettiğimiz gibi her ne kadar bu hâdisenin arka planı hakkında kesin ve net bir malumatımız bulun...</description><author>admin</author><category>Okunma: 130</category><pubDate>&nbsp;01&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;16:19:38&nbsp;</pubDate></item></channel></rss>