<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>CcPortal.Net - Yazılar için özet akışı..</title><link>http://www.nurevi.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>admin@nurevi.com</webMaster><copyright>© 2009 Her Hakki Nurevi.com sitesine aittir. Nurevi.COM bir islami sitedir. Sitemizde yer alan içeriklerden yazarlari sorumludur</copyright><language>tr-TR</language><item><title>sessiz ustalar kitabı - prof.dr. fatih karahisarlı</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-19-sessiz_ustalar_kitabi_prof_dr_fatih_karahisarli.html</link><description>Köyümüzde, Halil Usta isminde bir marangoz vardı. Halil Usta söyleneni sessizce dinler ve kendinden talep edilen şeyi büyük bir ustalıkla yapar, sahibine teslim ederdi. Rahmetli babamla, Halil Usta’ya ‘sessiz usta’ derdik. Halil Usta, kendi hâlinde, sadece işiyle meşgul olan sakin biriydi. Bulunduğu topluluklarda onun varlığını hissetmezdiniz bile. İşini yaparken ise şiir okuyor, oya işliyor gibi maharetini konuştururdu. Ortaya çıkan iş de, gerçek bir sanat eseri olurdu.Ben köyden ayrıldım, değişik kültür ve coğrafyalarda farklı insanlarla tanıştım. Gittiğim hemen her yerde Halil Usta gibi sessiz ustaları gördüm. Onlar da işlerini sessizce yapıyor, iş bittikten sonra sahnede görünmüyorlardı. Sonradan tanıdığım bu sessiz ustalar, Halil Usta’dan farklı olarak bulundukları ortamların âdeta her türlü derdine devaydılar. Bu insanlar nerede ve hangi şartlarda olurlarsa olsunlar, kendilerine mutlaka yapacak bir iş buluyor veya onlara bir iş düşüyordu. Dolayısıyla onların bulunduğu yerlerde or...</description><author>NURS</author><category>Okunma: 108</category><pubDate>&nbsp;28&nbsp;05&nbsp;2010&nbsp;13:41:50&nbsp;</pubDate></item><item><title>Fatih Devrinde Topçuluk ve Teknoloji (Murat DUMAN)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-18-fatih_devrinde_topculuk_ve_teknoloji_murat_duman.html</link><description>Ateşli silâhlar, 14. yüzyılın başlarındanitibaren ordularda kullanılmaya başlandı. Çap ve sayı itibariyle fazlabir değer ifade etmese de, bir harp silâhı olarak top, daha çok sesiyledüşmanı ürkütmek için kullanılan bir silâhtı. Onun surları ve büyükkaleleri yerle bir edebileceği akıldan bile geçirilmiyordu. Sultan 1.Murad (1362-1389) devrinden itibaren ateşli silâhlar, Osmanlı ordusundakullanılmaya başlandı. Sultan 2. Murad (1421-1451) devrinde,teknolojideki gelişmeler neticesinde Edirne'de sabit bir tophane inşâedildi. ON/span/spanURENK'>Gençlik yıllarından itibaren ateşli silâhlara ilgi duyan Fatih SultanMehmed'in saltanat yıllarında (1452-1481) topçuluk çok ileri birseviyeye yükseldi. Ateşli silâhların tahrip gücüne inanan Osmanlıhükümdarının, askerî teknolojiye merakı ve bu sahada çalışma yapanlaraverdiği değer, Avrupa devletleri tarafından biliniyordu. Fatih, ateşlisilâhlar hakkında Batı'da neşredilen eserleri ve yapılan deneyleriyakından takip ediyordu. Fatih'le birlikte topçuluğ...</description><author>NURS</author><category>Okunma: 126</category><pubDate>&nbsp;14&nbsp;05&nbsp;2010&nbsp;00:46:09&nbsp;</pubDate></item><item><title>eskimeyen milli ruh (baş yazı)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-17-eskimeyen_milli_ruh_bas_yazi.html</link><description>Biz, düşüncelerin hayata dönüştüğü, hayatın bütünzamanları aşkın bir hızla akıp gittiği, rüyalara sığmayan bir aydınlıkgeçmişten geliyoruz. Bugüne kadar pek çok defa, aşılmaz gibi görülenbâdireleri –Hakk'ın inayetiyle– aştık, geçilmez kabul edilen engebelerigeçtik ve gelip bugünlere ulaştık. Ne önümüzü kesen tersliklere takıldıkne de yol boyu karşımıza çıkan ifritten handikaplara pes ettik. Yürüdükyolumuza her şeye rağmen.. azmimizi biledi karşılaştığımız engeller..iradelerimize fer kaynağı oldu hasımların kini, nefreti.. imanınyenilmez gücü ve imanlı ruhların sımsıcak sineleri eritti yollardakikarı-buzu.. ve şimdi semalara açık yamaçlarda, başları döndüren minimini baharlar tülleniyor.. hâlâ, karın-kışın hükmettiği yerleri demü'min ruhların sıcaklığı yumuşatıyor ve hazanla inleyen yerlerdekimağmumları ümit neşideleriyle dayanmaya çağırıyor. Aslında biz, hayatı hep böyle duyduk ve hâdiseleri de hep böyleyorumladık. Ne dün ne de bugün, karı-buzu, tipiyi-boranı başkalarınınyorumlayıp pan...</description><author>NURS</author><category>Okunma: 88</category><pubDate>&nbsp;14&nbsp;05&nbsp;2010&nbsp;00:44:34&nbsp;</pubDate></item><item><title>Kazanma Kuşağında Hüsran Yaşamamak İçin - 23.11.2009</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-15-kazanma_kusaginda_husran_yasamamak_icin_23_11_2009.html</link><description> Kazanma Kuşağında Hüsran Yaşamamak İçin Soru: Hak ve hakikatten istifade edilmesi veya mahrumkalınması noktasında Peygamber Efendimiz’in amcaları Hz. Abbas, Hz. Hamza, Ebvveeucirc;Leheb ve Ebvveeucirc; Talib’in tavır ve davranışları günümüz insanı için neler ifadeetmektedir, izah eder misiniz? Cevap: Siyerdeki bir kısım rivayetlere bakılacakolursa, Hz. Abbas’ın İslâmiyet’e girişinin Bedir Savaşı sonrası ve hatta Mekkefethinden az önce, Medine-i Münevvere’ye hicreti esnasında gerçekleştiği gibibir sonuca ulaşılmaktadır. Ancak, hayatına bir bütün olarak bakıldığında, onunçok erken dönemde Efendimiz’le (sallallâhu aleyhi ve sellem) sıkı birirtibatının olduğu ve İslâm’ın intişarı, Allah Resvveeucirc;lü’nün müşriklerinsaldırıları karşısında korunması gibi hususlarda Peygamber Efendimiz’etavsiyelerde bulunduğu görülmektedir. Mesela Akabe biatları esnasındaEfendimiz’in yanında bulunan Hz. Abbas, Ensar’ın Efendimiz’e biat etmeleridurumunda karşı karşıya kalabilecekleri tehlikelere dikkat çekm...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 142</category><pubDate>&nbsp;27&nbsp;11&nbsp;2009&nbsp;00:25:57&nbsp;</pubDate></item><item><title>Bahar ülkesi - aykut kuşkaya</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-14-bahar_ulkesi_aykut_kuskaya.html</link><description>Her yanı irem bağı bu bahar ülkesinebillur pınarlar gibi akıp durdu gönüller soluklanan her hava şehadet bestesi ileendülüse geçildi ya kırlara gemiler öbek öbek her yan karanlık gecelerdesardı islam davet ışaktan kanatlala çözüldü ziyasıyla zulme tatlı bilmece...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 326</category><pubDate>&nbsp;25&nbsp;10&nbsp;2009&nbsp;22:31:30&nbsp;</pubDate></item><item><title>Hanzala (Hepimiz Hanzalayız)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-13-hanzala_hepimiz_hanzalayiz.html</link><description>O, ihanetin,mürailiğin kol attığı iklimde yamalı elbisesi, çıplak ayakları, diken dikenolmuş saçları. O,bütün bunlar karşısında ellerini arkasınaumarsızca bağlamış özgürlüğün öksüz çocuğu… O, intifadanın, saflığınmasumca-çocukça bir sembolü… O, iki yüzyıldır coğrafyası her türlü işgale uğramış devamlı kaybetmiş adı sanı bilinmezama hepimiz den bir parça taşıyan… O,karşısındakilerin gücünü umursamayan ve bunu es geçmemizi bize hatırlatan… O, annesini,babasını, kardeşlerini, her şeyini kaybetmiş ve hala kaybetmekte olan birçocuk… O, cesettarlalarının ortasında oyunlar oynayan ama her oyunda Azrail’le arkadaşlıkeden… O, hayatın birkurşundan daha ucuz olduğu, sokaklarında ölümün kol gezdiği bir coğrafyanın asiveledi… O, ölüm kokan topraklarda sessizce dolaşan ve o küçüklüğüne rağmen her şeyi bir büyüğün büyüklüğünden daha fazla akıl edebilen… O, artık gördüğüduyduğu yaşadığı acıların çetelesini tutmayan bunları bir sıradanlıkla geçenama asla pes etmeyen… O, küçük (10)yaşına rağmenyeri geld...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 223</category><pubDate>&nbsp;22&nbsp;10&nbsp;2009&nbsp;09:23:33&nbsp;</pubDate></item><item><title>Bedirhan Gökçe Felluce Şiiri</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-12-bedirhan_gokce_felluce_siiri.html</link><description>Medeniyetin Felluce çağındayım. Ne tarafa dönsem kan, Baba uyan, Ey uyuyan dünya uyan. Çocuğundur artık kanayan. Baba uyan, uyandır kardeşimi, Kim bizi postallar altında ezen? Bizi kirleten kim?Saçından sürüklenen kardeşim nerede? Nerde kayarken dilek tuttuğum yıldızlar. Kirpiklerime yağan sabah güneşi. Elimi uzattığımda dokunduğum gökyüzü, nerede? Nerede, her hafta pazara giderken Sımsıkı tutunduğum o nasırlı ellerinRahmet mi bu yağan baba? Yoksa azap mı? Sanki bir kapı açılıyor düşümde, Masalımın ilk çağından, Kör bir kuyuya düşüyorum. Güneşin imparatorluğundan, Karanlığın zaferi çıkıyor karşıma. Yarım kalan düşlerimde. Masal yüzlü bebekler ağlıyor hala.Filistin duvarında, Çocuğuna sarılan bir baba, Kudurmuş bir işgali, Dünyanın beynine kazıyor. Necef de, Bağdat da, Çeçenya da, Bir çağ yanıyor baba, Bir çağ yanıyor ve bir kez daha yıkılıyorum.Ve bir kez daha adım kanlarla Zulmün kitabına yazılıyor. Böyle mi olmalıydı baba. Bükülmeyen bileyin, Taşlarla kırılmalı. Adın teröriste çıkmal...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 414</category><pubDate>&nbsp;22&nbsp;10&nbsp;2009&nbsp;09:20:39&nbsp;</pubDate></item><item><title>Paylaşılacak Şeyler</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-11-paylasilacak_seyler.html</link><description>Selamun aleykum muhterem insanlar.. Şu satırları henüz ayrılmamış olduğum memletimden hüzünlü bir şekilde ayrılırken yazmış bulunmaktayım.. Eğer sizinde ayrılırken zorlandığınız anlar olmuş ve bir türlü bulunduğunuz yerin hakkını verme adına bunu rahatlıkla ifade edememiş iseniz unutmayın ki içinize dert olarak attığınız her şey bir gün mutluluk olarak geri çıkacaktır Allah'ın izni ile.. Neyse fazla konuşmak, Konuşacak bir şeyleri olmayanların yapacağı bir iştir PaylaşmakOlur da Gönlün Daralır, Açılmak istersen eğer,Hiç tereddüt etmeden uzaklara açıl derim ben,Paylaşacak bir şey kalmaz ise derinden,Unutma ki paylaşılacak çok şey vardır Can-ı Gönülden...Metin can ...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 490</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;10&nbsp;2009&nbsp;15:23:23&nbsp;</pubDate></item><item><title>Gufranla Tüllenen Ay (Ramazan Özel)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-10-gufranla_tullenen_ay_ramazan_ozel.html</link><description>Hiçdinmeyen bir neşe, hiç bitmeyen bir zevk, hiç eksilmeyen bir aşkla, tütüp giden bir ay varsa o da Ramazandır. Bir sene içinde geçen bütün nazlı mevsimlerin, ayların özünü, ruhunu, gerçek manasını ve onlardan süzülmüş, toplanmış üsareleri en tatlı bir şive ile sunan Ramazan günleri, Ramazan geceleri; her lahza, gönülleri ayrı bir haz ve ayrı bir tatlılıkla sarar, şefkatle onları kucaklar, muhabbetle okşar ve yaşama zevkiyle coşturur. Ramazan günleri, dünyanın her yanında, husvveeucirc;siyle müslüman ülkelerde ve müslümanlar arasında ve hele bizim dünyamızda bütün alâkalara merkez, bütün ruhânî zevklere meydan, bütün heyecanlara sahne, bütün terakkîlere nurdan bir helezon ve bütün insânî hususiyetlerin inkişâfına açık bir fırsat, bir ganimet alanıdır. Geceleri ayrı bir duygu, gündüzleri ayrı bir aydınlıkla tulvveeucirc;’ eden Ramazan günleri, gönüllere ayrı bir ruh çalar geçer.. ve toplumun birbirinden kopmuş parçalarını biraraya getirir, bütünleştirir, bütün inzivâzedelere cemaat yol...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 208</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;23:44:43&nbsp;</pubDate></item><item><title>Ayna ve Adam (Mesut Dursun)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-9-ayna_ve_adam_mesut_dursun.html</link><description>Haritalar buruşur adamın ellerinde Parmaklarda kıvrılan yollar birden yorulur Uyku düşer sessizce ve çekilir bir perde Adamın gördüğü düş nasıl hayra yorulurBir eylül bakışında dışa açılır ayna Gölgeler yer değişir adam içe kapanır Sararır bütün bir yaz bir aynaya bakmayla Ah aynalar, adamı kaç hüzünle aldatır Mesut Dursun / Ayna ve Adam...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 407</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;20:44:15&nbsp;</pubDate></item><item><title>Dünya Saltanatı Şiir - Metin Can</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-8-dunya_saltanati_siir_metin_can.html</link><description>Hiç yanmayacakmış gibi Dünya'ya daldın Sana verilen bu güzellik hep kalacak sandın Güzelliği vereni sen tanımaz oldun Ağlayıp sızlayıp hep boşa yandınAh-u efganların kimedir bilinmez. Yaptıklarının izi bir türlü silinmez Pişman olupta geri dönmek istesen Sen dahi bilirsin ki geçen zaman geri dönmezDünya Saltanatı hoş gelir insana Aynı anda çok iş gelir şu koca cana Divan günü hakkı sorulunca sana Utancından kaçacaksın sen dört bir yanaİlahi eyleme şu nefse zulm-ü ebed Kapından başka bilmez ki bir başka yer Kovacak olursan Sende Dergah-ı Huzurdan Cennet dahi olur bir zindan bana... Metin Can...</description><author>Metin_can</author><category>Okunma: 335</category><pubDate>&nbsp;19&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;20:22:10&nbsp;</pubDate></item><item><title>Aydınlık Dünden Aydınlık Yarınlara (kırık testi)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-7-aydinlik_dunden_aydinlik_yarinlara_kirik_testi.html</link><description> Biz, asırlar ve asırlar boyu hayatımızı, hemen her zaman teneffüs edegeldiğimiz bir sonsuzluk mülâhazasına bağlı yaşadık. Yapıp ettiğimiz her şey bizde, zaman üstü hisleri tetikliyor, hayallerimizi harekete geçirip bizi pırıl pırıl bir geçmiş ve mutlu bir gelecek içinde dolaştırıyor, ruhlarımıza yaşadığımız/yaşayacağımız yılları-asırları o farklı güzellikleriyle duyuruyor ve bizi engin bir temâşâ zevkine dönüşen hülyalar içinde gezdiriyordu. Yaşanan her güzellik ve onların hatırlattıkları, çağrıştırdıkları, bir gül gibi nefis kokularıyla ufkumuzu sarıyor, yumuşak bir ipek gibi başımızı okşuyor, bize âdeta fâniliğimizi unutturuyor ve gönül gözlerimize bekâ ziyası çalarak ruhlarımıza ötelerin neşvesini tattırıyordu. Öyle ki, çok defa burayı ve öteleri bir çağlayanın bu başı ve öbür ucu gibi görüyor ve hiç mi hiç bir bitiş ve tükeniş mülâhazasına takılmıyorduk. Bir bir gelen varlıkların geldikleri gibi bir bir gidişini –kaynağı varlık ve hâdiselerin kendi kültür ortamımıza göre yorumu– g...</description><author>admin</author><category>Okunma: 240</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:45:01&nbsp;</pubDate></item><item><title>bütün varlık aslında bir aynadır (kırık testi)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-6-butun_varlik_aslinda_bir_aynadir_kirik_testi.html</link><description> Bu kâinatta her şey Hakk’ı gösteren bir ayna, O’nu söyleyen talâkatlı bir dil ve O’nu mırıldanan bir nağmedir. İnsan, eşya ve bütün varlık sesleriyle-sükvveeucirc;tlarıyla, hareketleriyle-duruşlarıyla, mevcudiyetleriyle-semereleriyle hep O’nu dillendirir, O’na şehadet ederler. O’nu söylerler eda ve endamlarıyla, O’na imada bulunurlar mânâ ve muhtevalarıyla ve O’nun varlığının ziyasından birer gölge gibidirler örgü, desen ve şiveleriyle... Görmeyenler varsın görmesin; gözlerini basiretleriyle buluşturup görmenin hakkını verebilenler, her nesnede O’na ait neler ve neler müşahede eder, O’nun değişik tecellîlerinden ne sesler ve sözler dinlerler.. eğer gönüller O’na açık, gözler de perdesizse -bu herkeste aynı seviyede olmayabilir- ne zaman varlık kitabına bakıp onu dikkatlice okumaya koyulsak, ne zaman küre-i arz meşherini gezip onu temâşâya dalsak, ondaki her şeyi olduğundan daha fazla hülyalı bulur ve âdeta büyüleniriz. Varlık ve hadiselere Yaratan hesabına bakmayanlar/bakamayanlar duy...</description><author>admin</author><category>Okunma: 179</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:44:27&nbsp;</pubDate></item><item><title>Kırık Testi (Güzellikten Aşka)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-5-kirik_testi_guzellikten_aska.html</link><description> Kâinât sayfa sayfa, satır satır, kelime kelime ve nakış nakış mânâlarla bezeli muhteşem bir kitap, bir meşher, bir saray; her parçasıyla bütün eşya, her çeşidiyle topyekün hâdiseler de “Daha güzeli olamaz.” mazmununu aksettirecek çerçevedeki baş döndüren âhengi, büyüleyen nizamı, göz kamaştıran güzelliği ve en iyi peyzajlardan geçmiş bağ ve bahçelerden daha mükemmel intizamı ve zenginliği ile hassas ruhların başvurup değerlendirecekleri, değerlendirip en engin ihsaslarla şiirleştirecekleri öyle engin ve rengin bir kaynaktır ki, ne müracaat edenler bıkar-usanır, ne o kaynak biter-tükenir, ne de onunla alâkalı sözler ve hikâyeler. Doğrusu, “Rabbin, (her biri birer mânidar lafz-ı mücessem olan) kelimelerini yazmak için eğer okyanuslar mürekkep olsaydı, hatta onlara bir misli daha takviye gönderilseydi, denizler tükenirdi de, Rabbin kelimeleri yine bitmezdi.” (Kehf, 18/109) Evet ne zaman, nazarlarımızı makro âlemden enfüsî derinliklerimize, insanî değerler atlasımızdan kehkeşanlara çevirs...</description><author>admin</author><category>Okunma: 159</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:43:49&nbsp;</pubDate></item><item><title>Kırık Testi Yazıları (Fesat)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-4-kirik_testi_yazilari_fesat.html</link><description> Yeryüzünde karışıklık, kargaşa, fitne ve fesat, insanoğlu yaratıldığı günden bu yana her zaman varolmuş ve kıyamete kadar da varolacaktır. Bazen sulh erlerinin karşı koymasıyla duraklayacak, bazen Cenâb-ı Hakk’ın ekstra inayetleriyle engellenecek, ama her zaman yeniden zaaflarımızın, ihtiraslarımızın bağrında boy atıp gelişecektir. Bugüne kadar hep böyle oldu; bundan sonra da böyle olacağa benzer. Fesat, bazen şahıslar mabeyninde dar alanlı olarak cereyan etmiş, bazen gruplar arasında oldukça geniş bir mahiyette ortaya çıkmış, bazen de bütün bir toplumu sarsacak ve her şeyi alt üst edecek bir vüs’atte meydana gelmiştir. Yerinde akl-ı selim, kalb-i selim ve hiss-i selimle engellenebilmiş, hiç olmazsa tahribatı azaltılmış ise de çok defa en korkunç tsunamiler gibi kontrolsuz yığınları birbirine düşürmüş, kargaşaya sebebiyet vermiş ve arkada bir sürü kinler, nefretler ve kâbil-i iltiyam olmayan iftiraklar bırakmıştır. Din, fesat çıkarana “müfsit” demiş ve onu lanetlemiş; devletler, mille...</description><author>admin</author><category>Okunma: 332</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:43:19&nbsp;</pubDate></item><item><title>aktüel konular ve kalp selameti (kırık testi)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-3-aktuel_konular_ve_kalp_selameti_kirik_testi.html</link><description> Soru: “Göz çok geniş bir sahayı gördüğü halde, bir kılonun görmesine mani olur” sözü kalb ve ruh hayatımız için neler ifadeetmektedir? Günümüzde dünyevî meşguliyet ve aktüel mevzvveeucirc;ların insanın ufkunukapatıp onu, akıbetini düşünemez hale getirdiği söylenebilir mi? Bu mevzudadikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap: Göz, görme alanı çok geniş olan, önündekihemen her şeyi görebilen, konumuna göre cihanları müşahede edebilecekkabiliyette bulunan ilahî bir nimettir. Ancak sizin de soruda ifade ettiğinizgibi onun üzerine bir kıl dahi konulsa, o çok küçük cisim, gözün görmesine engelteşkil edip onun görme ufkunu kapatır. Fakat burada bir hususa dikkatleriniziçekmek istiyorum: Esasında göz uzvu üzerinden bir benzetme ile dile getirilen butespit, insanın maddî-manevî bütün latifeleri için düşünülebilir. Mesela insanbazı meseleleri çok engince mütalaa ederken uygunsuz bir nazar, gayr-ı meşru birhülya, kendisine galip gelen bir ruh hâleti onu öyle bir noktaya sürükleyipgötürür k...</description><author>admin</author><category>Okunma: 132</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:42:47&nbsp;</pubDate></item><item><title>Kalpteki sevgiyi ifade etme yolları nelerdir (Kırık Testi)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-2-kalpteki_sevgiyi_ifade_etme_yollari_nelerdir_kirik_testi.html</link><description> Soru: Resvveeucirc;l-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi vesellem) bir hadis-i şeriflerinde, meâlen, “sizden biri kardeşini seviyorsa, onasevdiğini söylesin” buyuruyor. Bir mü’minin, muhabbet duyduğu bir arkadaşınasevgisini bildirmesinin yolları ve esasları nelerdir? Cevap: Hadis kaynaklarına bakıldığında bu hadis-işerifin, arka planını çok bilemediğimiz bir hâdise münasebetiyle şerefsüdvveeucirc;rolduğu görülür. Şöyle ki, Fahr-i Kainat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)bir şahısla beraberken yanlarından başka bir zat geçer. Allah Resvveeucirc;lü’nün yanındabulunan sahabî, Habib-i Ekrem Efendimiz’e, “Ey Allah’ın Resvveeucirc;lü ben şu genciseviyorum” der. Bunun üzerine Aleyhisselâtü Vesselâm Efendimiz, “Peki bunukendisine haber verdin mi?” diye sorar. Hayır cevabını alınca, o sahabîye,arkadaşına gidip ona olan sevgisini bildirmesini tavsiye buyurur. (Ebvveeucirc; Dâvud,Edep 122) Yukarıda ifade ettiğimiz gibi her ne kadar bu hâdisenin arka planı hakkındakesin ve net bir malumatım...</description><author>admin</author><category>Okunma: 118</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:42:12&nbsp;</pubDate></item><item><title>Gufranla Tüllenen Ay (Kırık Testi)</title><link>http://www.nurevi.com/yazilar-goster-1-gufranla_tullenen_ay_kirik_testi.html</link><description> Hiçdinmeyen bir neşe, hiç bitmeyen bir zevk, hiç eksilmeyen bir aşkla, tütüp giden bir ay varsa o da Ramazandır. Bir sene içinde geçen bütün nazlı mevsimlerin, ayların özünü, ruhunu, gerçek manasını ve onlardan süzülmüş, toplanmış üsareleri en tatlı bir şive ile sunan Ramazan günleri, Ramazan geceleri; her lahza, gönülleri ayrı bir haz ve ayrı bir tatlılıkla sarar, şefkatle onları kucaklar, muhabbetle okşar ve yaşama zevkiyle coşturur. Ramazan günleri, dünyanın her yanında, husvveeucirc;siyle müslüman ülkelerde ve müslümanlar arasında ve hele bizim dünyamızda bütün alâkalara merkez, bütün ruhânî zevklere meydan, bütün heyecanlara sahne, bütün terakkîlere nurdan bir helezon ve bütün insânî hususiyetlerin inkişâfına açık bir fırsat, bir ganimet alanıdır. Geceleri ayrı bir duygu, gündüzleri ayrı bir aydınlıkla tulvveeucirc;’ eden Ramazan günleri, gönüllere ayrı bir ruh çalar geçer.. ve toplumun birbirinden kopmuş parçalarını biraraya getirir, bütünleştirir, bütün inzivâzedelere cemaat yo...</description><author>admin</author><category>Okunma: 114</category><pubDate>&nbsp;16&nbsp;09&nbsp;2009&nbsp;19:41:30&nbsp;</pubDate></item></channel></rss>